Otomotiv endüstrisi devrim niteliğinde bir dönüşümün eşiğinde, elektrikli otomobillerin küresel piyasadaki yeri gün geçtikçe artıyor. Avrupa Birliği’ndeki elektrikli araçlar otomobil üreticilerini karbon salınımlarını azaltmaya itiyor. Türkiye’deki araştırmalar ise halkın elektrikli araç satın almak istediğini ve ilgi duyduğunu ortaya koyuyor. Elektrikli otomobillerin sanılanın aksine daha ucuz olması öngörülüyor. Elektrikli araç satın almak isteyenler bu araçların düşük maliyetli, tasarruflu ve çevre dostu olması gibi nedenleri ön planda tutuyor. Boğaziçi Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen Türkiye Ulaştırma Sektöründeki Elektrikli Araçların İklim Değişikliği ve Elektrik Talebi Etkileri Projeksiyonu başlıklı araştırma raporuna göre; 2022 yılına kadar ülkemizdeki elektrikli araç sayısının 56 kat artarak 140 bine, şarj istasyonu sayısının ise 35 kat artışla 14 bine ulaşacağını öngörülüyor. Fakat elektrikli otomobiller için şehirlerin alt yapısında değişiklik gerektiğini unutmamalıyız.

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Elektrikli ve Hibrid Araçlar Derneği (TEHAD) Başkanı Berkan Bayram, “Türkiye’de 2011’den bu yana elektrikli otomobil sayısı 1500’e ulaştı ve ülkede elektrikli araç sektöründe özellikle şarj istasyon pazarının dünya standartlarında olduğunu” ifade etti. 2011’de 12 saatte şarj edilerek sadece 110 kilometre menzile sahip olan elektrikli otomobillerin, bugün 30 dakikada şarj edilerek 300 kilometre menzile ulaşabildiğini söyledi.

Peki elektrikli otomobiller avantajlı mı?

Elektrikli araçların enerji tüketim ve maliyetleri açısından birçok avantajı bulunuyor.

  • İçten yanmalı motorlara göre daha fazla verimli.
  • Verimliliğin artmasıyla yol maliyetini dörtte bir oranında azaltıyor.
  • Daha az hareket eden parçalar olduğu için daha az bakım gerektiriyor.
  • Benzinli araçlara göre elektrikli otomobillerin hızlanması daha iyi.
  • Ferah ve daha sessiz.
  • Çevresel açıdan sıfır emisyon oluşturdukları için hava kalitesinin düşük olduğu büyük şehirlerde önemli avantajlar sunuyor.