Son zamanların en çok talep gören kitaplarından biri olan “Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı” kitabı, her şeyi kafaya takıp bir şeylere odaklanamayan insanlara hitap ediyor.
Hayatta bazen bir şeyleri yapmak isteyip de o işe odaklanamayabilir, olumsuz yanlarına takılıp başarılı olamayabilirsiniz. Sürekli olarak bir döngüye girebilirsiniz olumsuzluklar etrafında. Kafaya takmamak çok zor bir mesele haline gelebilir. Çıkış yolu bulamayacak kadar karamsarlığa düşmüş ve tıkanıp kalmış olabilirsiniz. Bu gibi durumlarda sık sık kişisel gelişim kitapları okuyup kendinize güç vermeye çalışan bireylerden biriyseniz ve bir çok kitabın, diğer kişisel gelişim kitaplarının bir tekrarı olduğunu birşey katmadığını düşünüyorsanız bu kitabın size bir yenilik katabileceğini söyleyebilirim.
Hayatınızda değişiklik yapmak istiyorsanız, kafa yapınızı değiştirmek istiyorsanız ve bazı önceliklerinizi değiştirmek istiyorsanız ve bunları yapmayı gerçekten istiyorsanız bu kitap ile başarıya ulaşabileceğinizi söyleyebilirim. Kendinize inanmazsanız eğer sadece bu kitap değil hiç bir şey sizin fikirlerinizi değiştiremez ve hayatınızda bir değişiklik yapmanıza yardımcı olmaz.
Kitabın içerisinde yazar kendi hayatından kesitlere yer verirken bunlara örnek olabilecek bir şekilde kendi işlerinde usta olan ünlülerin hayatlarından da başarı hikayelerine yer veriyor. Kesinlikle bir ders niteliğinde olan bu hikayelerden kendinize bir şeyler katabilirsiniz.
Bu kişisel gelişim rehberinde hayatınıza daha fazla mutluluk katabilmek için sürekli olarak pozitif olmaya çabalamaktan vazgeçmenin doğru olacağını ve bunun yerine zorluklarla mücadele etmekte daha azimli olmanın yolunu gösteriyor.
Bunca yıldır “pozitif düşünmek mutlu olmaktır” düşüncesini aşıladı kişisel gelişim kitapları. Ancak Mark Manson “pozitifliği boşver. Dürüst olalım, bazen her şey kötü gider ve birlikte yaşamamız gerekir. Hayatımızı düzeltmenin yolu limonlarla limonata yapmak değil, midemizi limona dayanıklı hale getirmektir.” diyor. Kısacası Manson kendi sınırlarımızı öğrenmemizi ve onları kabul etmemizi istiyor. Kendi sınırlarımızı bildiğimiz sürece daha kolay güçlenip zorluklarla başa çıkabileceğimizi; korkularımızı, hatalarımızı, güvensizliklerimizlerimizi yok saymaktansa onlarla karşılaşmaya hazır olduktan sonra umutsuzca aradığımız cesarete ve azme kavuşabiliriz.
Tanıtım Bülteni
“Büyük Güç Büyük Sorumluluklar Getirir.” Doğru. Ama bu sözün daha iyi bir akış açısı var, ve gerçekten derin bir bakış açısı. Tek yapmanız gereken sözlerin yerini değiştirmek: “Büyük sorumluluklar büyük güç getirir.” “Her şeyi iyi tarafından görmek” gibi birşey iyi gibi görünse de, gerçek şu ki hayat bazen berbattır ve yapabileceğiniz en sağlıklı şey de bunu kabul etmektir. Negatif duyguları inkâr etmek daha derin ve daha uzun ömürlü negatif duygulara ve duygusal bozukluğa neden olur. Sürekli pozitif olmak hayatın sorunları için geçerli bir çözüm değil, bir inkâr biçimidir. Doğru değerleri seçerseniz, bu sorunlar size zindelik, kuvvet ve şevk verir. Dedemin zamanına dönersek, kendini çok kötü hissettiğinde şöyle düşünürdü, “Bugün berbat bir günümdeyim. Ama n’apalım hayat böyle, ben samanları havalandırmaya devam etmeliyim.” Ama ya şimdi? Şimdi beş dakikalığına bile kendinizi çok kötü hissetseniz son derece mutlu ve harika hayatları varmış gibi sunan insanların 350 fotoğrafıyla bombardıman ediliyorsunuz, bu durumda hatanın sizde olduğunu hissetmemeniz imkânsız kuşkusuz. Değmeyecek şeyleri kafaya takmamak çok önemlidir. Dünyayı kurtaracak olan şey budur. Dünyanın bazen berbat olduğunu ama bunun da doğal olduğunu kabul ederek yaşamak gerek. Çünkü her zaman böyleydi ve her zaman da böyle olacak. Sosyal medyada her gün milyonlarca kere paylaşılan “Nasıl Mutlu Olunur” tarzı saçmalıklarda yanlış olan ve kimsenin fark etmediği şey şudur: Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir. Ve de tam tersine, insanın negatif deneyimini kabul etmesinin kendisi pozitif bir deneyimdir. Pokerde elinde korkunç kağıtlar olan biri çok güzel eli olan birini yenebilir. Elbette eli güzel olanın kazanma ihtimali daha büyüktür, ama sonunda kazanan her oyuncunun oyun süresinde yaptığı seçimlerle belirlenir. Hayatı da aynı şekilde görüyorum. Hepimize dağıtılmış bir el var. Bazılarının eli daha iyi. Sadece kağıtlara bakarak berbat durumda olduğumuzu söylemek kolaysa da, gerçek oyun o kağıtlarla yapacağımız seçimlere, almaya karar verdiğimiz risklere ve birlikte yaşamayı seçtiğimiz sonuçlara bağlıdır. İçinde bulundukları duruma göre sürekli en iyi seçimleri yapanlar tıpkı pokerde olduğu gibi hayatta da öne çıkarlar ve illa da eline en iyi kağıtlar gelmiş olmaları gerekmez.

Yazar: Mark Manson
Orijinal Adı:Subtle Art of Not Giving a F*ck : A Counterintuitive Approach to Living a Good Life
ISBN: 9786059397254
Baskı Tarihi: Temmuz 2017
Sayfa Sayısı: 200
Yayınevi: Butik Yayınları

 

Satın Almak İçin Tıklayınız